Ana Sayfa · İstanbul · Çocuk ve Ergen
Okul ve Sınav Kaygısı
Sınavdan önce biraz heyecan doğaldır; ama kaygı bildiklerinizi unutturuyor, uykuyu ve iştahı bozuyorsa artık destek gerekir. Doğru çalışmayla kaygı yönetilebilir hâle gelir.

Sınav sabahı bulantıyla uyanan bir lise öğrencisi, sunum yapacağı gün okula gitmek istemeyen bir ortaokul öğrencisi, karne haftası yaklaştıkça uykuları bozulan bir ilkokul çocuğu... Okul hayatı çocuklar ve gençler için heyecan verici olduğu kadar yorucu da olabilir. Belirli bir düzeydeki kaygı, çalışmayı ve hazırlanmayı kolaylaştırır. Ancak kaygı bu düzeyi aştığında öğrenmeyi, hatırlamayı ve okula gitmeyi zorlaştırır. Okul ve sınav kaygısı, doğru tanındığında ve uygun yöntemlerle çalışıldığında iyi yanıt veren bir güçlüktür.
Okul kaygısı ile sınav kaygısı aynı şey mi?
Okul kaygısı daha geniş bir kavramdır: Okula gitmeyi, sınıfta söz almayı, arkadaşlarla birlikte olmayı ya da öğretmenle konuşmayı kapsayabilir. Küçük çocuklarda çoğunlukla ayrılık kaygısıyla, büyüklerde sosyal kaygıyla iç içedir. Sınav kaygısı ise değerlendirilme durumlarına özgüdür: Sınav öncesinde ve sırasında yoğun gerginlik, olumsuz düşünceler ve bedensel belirtilerle kendini gösterir. İki tablo birlikte de görülebilir.
Belirtiler nelerdir?
- Okul sabahlarında karın ağrısı, baş ağrısı, bulantı
- Sınav öncesinde uykusuzluk, iştahsızlık
- Sınav sırasında zihnin "boşalması", bilinen konuları hatırlayamama
- Çarpıntı, terleme, titreme, nefes darlığı hissi
- "Kesin başaramayacağım", "Herkes benden iyi" gibi düşünceler
- Ödev ve derslerden kaçınma, erteleme
- Okula gitmek istememe, sık devamsızlık
- Not ve karne dönemlerinde belirgin huzursuzluk

Kaygıyı besleyen döngü
Sınav kaygısı genellikle bir kısır döngüyle sürer. Öğrenci sınavı tehlike olarak algılar, beden alarm verir, bu alarm dikkatin dağılmasına ve hatırlamanın zorlaşmasına yol açar. Kötü geçen bir sınav, bir sonraki sınavda kaygıyı daha da artırır. Kimi öğrenciler bununla baş etmek için çalışmayı erteler, kimileri ise aşırı çalışıp uykusundan feragat eder; iki durum da performansı düşürür. Terapide bu döngü öğrenciyle birlikte çizilir ve hangi noktadan kırılabileceği bulunur.
Nasıl çalışıyoruz?
Bilişsel davranışçı yaklaşım: Öğrenci, sınavla ilgili felaketleştiren düşüncelerini fark etmeyi ve daha gerçekçi düşüncelerle değiştirmeyi öğrenir. Kaçındığı durumlara küçük ve planlı adımlarla yaklaşır.
Bedeni sakinleştirme becerileri: Yavaş nefes, kas gevşetme ve dikkati şimdiye getirme egzersizleri sınav öncesinde ve sırasında kullanılabilecek pratik araçlardır.
Çalışma düzeni: Gerçekçi bir çalışma planı, kısa çalışma blokları, düzenli molalar ve yeterli uyku, kaygının en güçlü panzehirleri arasındadır.
Ebeveyn ve okul iş birliği: Ailenin beklentilerini ve konuşma dilini gözden geçirmek, gerekirse okulla birlikte küçük düzenlemeler yapmak sürecin önemli bir parçasıdır.
Okul reddi: beklemeden ele alınmalı
Kaygıya bağlı olarak okula gitmekte süreğen zorlanma, okul reddi olarak adlandırılır. Evde kalmak kısa vadede rahatlatsa da okula dönmeyi giderek zorlaştırır. Bu yüzden okul reddinde erken müdahale önemlidir. Okulla birlikte hazırlanan kademeli bir dönüş planı, güvenli bir kişi ve mola alanı belirlenmesi, çocuğun okula yeniden bağlanmasını sağlar.
Sınav dönemi için pratik öneriler
- Sınavdan önceki gece yeni konu çalışmak yerine tekrar yapın ve erken yatın.
- Sınav sabahı hafif ama doyurucu bir kahvaltı edin.
- Sınav salonuna girmeden önce birkaç kez yavaş ve uzun nefes verin.
- Zor bir soruda takılırsanız işaretleyip geçin, sonra geri dönün.
- Sınav sonrasında yanlışları değil, öğrendiklerinizi konuşun.
Yaşa göre farklılaşan görünüm
İlkokul çağında okul kaygısı çoğunlukla ayrılık güçlüğü, sabah ağrıları ve öğretmenle ilgili korkular biçiminde görülür; bu yaşta ebeveyn ve öğretmenin tutarlı tutumu en etkili destektir. Ortaokulda sınıf içi sunumlar, arkadaş gruplarına kabul edilme ve not kaygısı öne çıkar. Lise döneminde ise üniversite sınavı, geleceğe dair belirsizlik ve ailenin beklentileri kaygının ana konularıdır. Terapide kullanılan yöntemler de buna göre değişir: Küçük çocuklarda oyun ve ebeveyn rehberliği, büyük öğrencilerde ise düşünce kalıpları ve çalışma düzeni üzerinde çalışılır. Her yaşta ortak olan şey, kaygının küçümsenmeden ama büyütülmeden ele alınmasıdır.
Mükemmeliyetçilik ve kaygı
Sınav kaygısı yaşayan öğrencilerin önemli bir kısmı mükemmeliyetçidir. Tam puan alamadığında başarısız hisseden, en küçük hatayı büyüten bu öğrenciler genellikle çok çalışır ama kendilerinden asla memnun olmaz. Terapide "yeterince iyi" kavramı üzerinde çalışmak, hataları öğrenmenin doğal bir parçası olarak görmeyi öğrenmek bu öğrencilerin hem kaygısını hem de tükenmişliğini azaltır.
Ebeveynler için
Çocuğun başarısıyla ilgili kaygı çoğu zaman ebeveynlerde de yüksektir ve bu kaygı farkında olmadan çocuğa geçebilir. "Kazanmazsan ne olacak?" yerine "Elinden geleni yapman yeterli" demek, notları sürekli sorgulamak yerine çabayı fark etmek ve evde sınav dışı konuşmalara da yer açmak, çocuğun kaygısını azaltır. Sınav dönemlerinde aile düzeninin olabildiğince sakin tutulması da önemlidir; misafir trafiğini azaltmak ve evde sessiz bir çalışma köşesi oluşturmak küçük ama etkili adımlardır.
Sık sorulanlar
Sınav kaygısı ne zaman profesyonel destek gerektirir?
Kaygı çalıştıklarını sınava yansıtmayı engelliyor, uyku ve iştahı bozuyor ya da okula gitmeyi zorlaştırıyorsa destek almak yararlıdır.
Kaç seansta sonuç alınır?
Pek çok öğrenci birkaç hafta içinde kaygı yönetimi becerilerini kullanmaya başlar; süre kaygının şiddetine göre değişir.
Büyük bir sınav öncesinde başlamak için geç mi?
Hayır. Sınava birkaç hafta kala bile öğrenilecek beceriler fark yaratır; ancak erken başlamak her zaman daha rahat bir süreç sağlar.
Seanslar online yapılabilir mi?
Yoğun sınav dönemlerinde çevrim içi görüşmeler zaman kazandırabilir; uygunluğu ilk görüşmede birlikte değerlendirilir.
Çocuğunuz ya da genciniz için okul ve sınav kaygısıyla ilgili bir görüşme talep edebilirsiniz.
Randevu talebi